top of page

Kötülüğün Yükselişi

Önce tarihteki ilk fablları yazan Aisopos'a kulak verelim;

Kötülükler iyilikleri güçsüz bulmuş, yeryüzünden sürmüşler. Onlar da ne yapsın? Göğe ağmış, tanrı Zeus'un önüne çıkmışlar: "Bizim halimiz ne olacak? Bundan sonra insanoğlu için bizim elimizden ne gelir?" diye sormuşlar. Tanrı: "Siz artık insanoğluna hepiniz birden gitmeyin, birer birer gidin." demiş. O gün bugün kötülükler insanların yanı başındadır, saldırıp durur; iyilikler ise gökte oturduklarından uzun uzun zaman geçer de ondan sonra inerler.

Sonra, Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan da bugünü dinleyelim;

Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. Mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir... Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.

Bu dünya henüz büyük komik Moliere çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti. Tarzlar başkalaştı. İnsanın mayası hep o maya... Kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü.

Hepsinin ötesinde, büyük usta Dostoyevski'ye bakalım;

Ya hatalarınla yüzleşir, ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin.

Ömrüm boyu bitmeyecek bir yazı dizisi bu.

Comments


bottom of page