top of page

Kanseri Nasıl Yendim-6 (Son Söz)

Hastalığım erken evrede teşhis edilmişti ve çok yüksek oranda tedavi şansı bulunuyordu.  Buna rağmen, 4-5 ay boyunca yoğun mücadele gerekmişti. Bunu elimizden gelen en iyi şekilde ele almaya çalıştık ve kısmen başarılı olduk.

Yan etkileri, gözlediğim ve hikayesini okuduğum hastalara göre minimal oranda atlattım. Kalıcı bir etki zaten beklemiyorduk, ama olayı daha da dramatize edebilecek kusma, aşırı bitap düşme, yüksek ateş ve bunlara bağlı hastane acilleri, yoğun bakım gereksinimi gibi durumlara girmedik. Bunda gençliğimin etkisi de olabilir, ama inanın benden daha genç olan ve daha başlamadan pes eden insanlar vardı etrafımızda.

Ruh sağlımı bu tehlikeden korumayı başarabildim. Ekşisözlükte okuduğum yazılardan bir tanesinde, kemoterapi sürecini yaşayan insanlara bir çağrı yapıyordu. Özetle diyordu ki; “Evet, hastasınız ve çok haklısınız. Size olan biteni asla anlayamayız ya da hissedemeyiz. Ama lütfen, bunun acısını sizi çok seven, etrafınızdaki insanlardan çıkartmayın. Onlar, çaresizce oturup yanınızda, üzgün gözlerle size bakıyorlar sadece. Lütfen, sevgilerini sınamayın, onları bunaltmayın. Nasıl olursa olsun, bitsin artık dedirtmeyin.” Bu yazının üzerimde çok ciddi bir etkisi vardı. Yakın çevrenin yoğun ilgisi ve sürekli alttan alması, insanın tabii ki hoşuna gidiyor, ama bunun karşılığı hırçınlık, öfke, sitem gibi can yakan şeyler olmamalı. Bütün bu dönem boyunca, çok çok dişimi sıktım ama hastalığımı asla koz haline getirmedim. Çok canım sıkıldıysa, tek bir haklı talebi ilettim; “Beni yalnız bırakın.” Ve onlar da anlayıp, beni kendimle başbaşa bıraktılar. Sonuç olarak, tedavi bittikten sonra yıpranmamış, kaldığı yerden devam edebilecek bir "ben" ve ilişki ağım vardı.


Evet, atlatmıştık, ama bir daha böyle bir şeyi yaşamak? Hayır, istemiyoruz. Üstesinden hafif hasarla geldik ama, “Yine gelse, yine yeneriz” diye havaya girmeye gerek yok. Hala cevabı bulunamayan, hayata şafak saydıran türler var. İşte bu yüzden Gamze’yle oturup, kapsamlı bir koruma planı çıkarttık. Yaşadığımız yeri, beslenme ve egzersiz düzenini, boş zamanlarımızda yaptıklarımızı değiştirdik. Daha fazla doğaya çıkmaya ve daha az tüketmeye odaklandık.

Eğer buraya kadar okuduysanız, ne mutlu bana, sıkmadan size derdimi anlatmayı başarabilmişim. Umarım hikayenin başında güvencesini verdiğim gibi, yaşam koçu havasına girmeden, gösteriş yapmadan ve sınırlarımı bilerek paylaşmışımdır olan biteni. Yaptıklarımla övünmek istemişimdir, doğrudur, ama mazur görün, görece zor günler geçirdim.

İlginize çok teşekkür ederim. Başka bir yazı dizisinde görüşmek üzere.

Sevgiler



bottom of page