top of page

Dalış Dünyası-6 (Sualtı Dünyası-2)

Merhaba,


Yurt içi dalışlarına iyice doyup bütçeyi de ayarlayınca, artık tropikal bölgelere uçup birbirinden güzel derinleri keşfetmenin zamanı geldi. Ben şu ana kadar Venezuela, Mısır, Güney Afrika ve Maldivler'e gittim. Bunların dışında (benim daha gidemediğim) popüler dalış yerleri Malezya ve Endonezya'dır. Umarım en kısa zamanda bu yerleri de tecrübe edeceğim.


Yurtdışında ilk dalış yaptığım yer Venezuela'daydı. Karayip'lerde yer alan Los Roques adında bir ada topluluğuna uçmuştum. Diğer tropik bölgeleri aratmayan zengin sualtı dünyası büyüleyiciydi. Burası benim ilk yurtdışı deneyimimdi ve Türkiye'deki kurak su altı dünyası yanında böylesine bir canlılığa şahit olmak harika bir şeydi. Her dalışımızda gördüğümüz sürüyle balığın, böceğin, yumuşakçanın gezindiği, çeşit çeşit renk renk mercanla süslü ortam sanki başka bir dünyaya aitti. Los Roques'de yaptığım dalışlardan birisini hiç unutamadım. Bu bir gece dalışıydı, sadece iki kişi inmiştik aşağıya. Dalış liderim kayalıkları gezip mercanlı yüzeyin gece halini gösterdikten sonra alıp beni açığa götürdü. Yaklaşık 15 metrede yüzüyor, puslu suda fenerin ışığı kaybolurken açık denize çıkıyorduk. Dalışa başladığımız kayalardan iyice uzaklaşmış, karanlığın içinde palet çırpıyorduk. Açıkcası biraz endişelenmiştim. Ne de olsa okyanustaydık ve büyük yırtıcıların avlanma saatleriydi. Elimizdeki fenerlerle ilgiyi yeterince çekiyorduk ve savunmasızdık. Bir süre sonra dalış liderim durdu, etrafına bakındı ve burada kalacağız diye işaret etti. Sonra fenerimi işaret edip kapatmamı istedi. Başında olmaz dedim ama ısrarına dayanamayıp kapattım. Derin derin nefes çekip etrafımı kolluyordum. Kesin büyük bir köpekbalığı gelecek, benden sağlam bir ısırık alacaktı. Ama olmadı tabi, aslında hiçbir balık bize yanaşmadı. Sadece sessiz, dingin suyun içinde yer algımızı kaybetmiş süzülüyorduk. Bir süre sonra gözlerim karanlığa alıştı. Sonra, maskemin önünde mavi-yeşil arası fosforlu bir şeyin dökülür gibi suyun içinde iz bırakarak hareket ettiğini gördüm. Tırnak boyu kadar ince bir çizgi çizip parıldıyor ve yavaşça sönüp karanlığın içinde kayboluyordu. Hemen yanında bir tane daha vardı, sonra arkasında da. Ve biraz daha ötesinde de... Derken etrafımı bunların sardığını fark ettim. Karanlığın içinde denizi ışık şovlarıyla doldurmuş, yabancısı olduğum bir alemden geliyorlardı. Kollarıma düşenler önce etrafımı sarıyor, sonra tenimi kendi ışıklarıyla boyuyorlardı. Hareket ettiğim zaman arkamda puslu bir iz bırakıp bu görüntüyü daha da etkileyici hale getiriyorlardı. Dalış liderime dönüp baktığımda bütün vücudunu bu yakamozun sardığını gördüm. Açık denizde öylece duruyor, nefes balonları bile bu parlak yeşilin tonlarıyla yükseliyordu. Bu muhteşem manzara karşısında, bir anda kulaklarım bir uğultuyla doldu. Mekanla bağım koptu ve algımı bir sis perdesi kapladı. Kalbimi dolduran coşku bir yandan gülümsetirken, diğer yandan gözlerimi yaşarttı. Ruhumu fetheden bu minicik varlıkların arasında dans ederken zamanın nasıl uçup gittiğini fark etmedim bile. Hayatımda ilk defa "akışa" geçmiştim. Hissettiğim bütün iyi ya da kötü duyguların üstünde bir benlik haliydi bu. Edebi yeteneğimi aşan, ancak bir şairin dile getirebileceği bir durumdaydım.


Dalış liderim fenerini açıp sürenin dolduğunu işaret etti. Bu unutulmaz anı benliğime kazıyıp tekneye doğru yüzdük. Kıyıya çıkıp kaldığım pansiyona dönünce, bu harika ruh halinden kalan izlerle beraber kumsalda yürüyüp kuytu bir yerde oturdum. Uçsuz bucaksız okyanusu ve pırıl pırıl yıldızlarla dolu gökyüzünü seyre daldım. Akışın üstümde bıraktığı harika ruh haliyle geceyi bitirdim. Bir çok insanın hayatı boyunca bir defa bile deneyimleyemediği bir şeye maruz kalmıştım. İleride başka örnekleri de yaşanacaktı ama biz şimdilik bu romantik ve puslu duyguyu bir kenara koyup eğlenceli ve cezbedici sualtı dünyasına geri dönelim.


Tropik bölge dalışlarında nadir görünen bir canlıyla başlamak istiyorum; taş balığı. Aşağıdaki fotoğrafta kendisini ayırt edebilir misiniz? Yazıya sığdırabilmek için çözünürlüğünü azaltmak zorunda kaldım, bu yüzden net görmemiş olabilirsiniz. Ben yardımcı olayım; bu fotoda gördüğünüz şeyin tamamı bir taş balığıdır. Üzerindeki dip yüzey dokusu bir kamuflajdır. Bu balık kayaların arasında pusuya yatıp, önünde otlayan balıkları ters U şeklindeki kocaman ağzını açıp kapar. Çok (ama çok) zehirli bir balıktır. Isırdığı kişi o kadar büyük bir acı çekermiş ki, o uzvunun kesilmesi için yalvarırmış. Bu fotoğrafı Kızıldeniz açıklarında bir adada çekmiştim.


Tropik bölgelerin vazgeçilmezlerinden bir tanesi de anemon (nemo) balıklarıdır. İçinde yaşadıkları anemonların dokunaçları zehirlidir. Ama bu balıkların geliştirdiği bir koruma kılıfı sayesinde onları yuvaları haline getirirler. Böylece yırtıcılara karşı etkili bir korunma sağlarlar. Fakat, çok agresiflerdir. O tatlı görünümleri arkasında birer cengaver yatar. Hele hele yuvasında bir bebek varsa, hiç çekinmez gelir ısırır. Başıma geldiği için söylüyorum. Bir dalışta herhalde kırmızı çizgisini geçmişim, küçük bir nemo gelip alnımdan pıt diye ısırmıştı. Tabi saygı duyup canım acımış gibi yapıp uzaklaştım yanından. Aşağıda çektiğim fotolardan örnekler görebilirsiniz.





Bu fotolar sanki başka bir alemde çekilmiş gibi görünebilir. Photoshop ya da benzeri bir programı kullanmayı bilmiyorum. Burada gördüklerinizin en fazla kontrast ve ışık özellikleriyle oynamışımdır. Su altında flaş patladığı zaman böyle görünüyorlar.


Peki mercanlar? Bu güzel balıklara yaşam kaynağı olan birbirinden güzel mercanların bir kaç örneğini paylaşmak istiyorum sizinle.





İlk üçü flaşın etkisiyle dokusal güzelliklerini paylaşırken, sonuncusu heybetiyle kendini gösteriyor. Bu mercan benden büyüktü, herhalde 3 metre civarındaydı. Yanına ancak bir dalgıç koyup ölçü verebilirdim ama paletini çarpıp zarar verir diye endişe duyarak böyle bir şey yapmadım. Peki bu mercanlar nasıl bir ortam sunuyor derseniz, bunun için de bir kaç örneğim var;






Fark edebileceğiniz gibi bunlar yüzeye çok yakın yerlerde çekilen fotolar ve buna rağmen ciddi bir zenginlik barındırıyorlar.


Bir sonraki yazıda bu mercanlar arasında yaşayan diğer canlılarla devam edeceğiz.


Sevgiler

bottom of page