top of page

Dalış Dünyası-3 (Pratik Bilgiler)

Merhaba,


Eğitim ve kariyer konusuna değindik. Bu bölümde ise, dalış dünyasında konforu artırmak için faydalı bazı pratik bilgileri paylaşacağım.


Yüzerlik

İlk dalışla beraber yaşanan temel problemlerden birisidir. Suya yatkınlığı olmayanlar bir türlü batamadıklarından şikayet ederler. Üzerine ciddi ağırlık yüklersiniz ama yine de olmaz, çünkü refleksle palet çırpıyordur ya da fark etmeden elleriyle yükselmeye çalışıyordur. Dalgıç bunun üstesinden gelmezse daha da fazla ağırlıkla eninde sonunda dibe batırılır. Fakat, bu sefer yüzerlik için çok fazla efor sarf eder. Diğerlerine göre daha fazla palet çırpması gerekir ve bir de elleriyle kendisini dengelemeye çalışır. Ne yazık ki, kısa sürede güçten düşer ve dalışın keyfi kaçar. Ne yerinde durabilir, ne ekibe uyum sağlar. Zamanla motivasyonu çöker ve dalıştan soğur. Halbuki üstesinden gelmek çok kolaydır.


Öncelikle dibe batma korkusuna odaklanmak gerekiyor. Bunun altında boğulma korkusu yatar. Her ne kadar regülatörden temiz hava gelse de etrafını saran su kütlesi onu bu karanlığa daha fazla iter. Dalgıcın burnuna giren suyun ciğerleri bloke etmesi için çok yolu vardır ama bir damla bile insanı çıldırtmaya yetebilir. Bu yüzden önce buruna su girmesini engellemeyi öğrenmesi gerekir. Pratik çözümü sığ suda, hatta belki kıyıda uygulanabilir. Dalgıç nefesini tutup başını suya daldırır ve havayı burundan verir. On dakika bu egzersizi yapınca suya çıplak yüzün girişi kolaylaşır. Hatta zamanla refleks hale gelir ve suya dalarken bu hareketi istem dışı yapmaya başlarsınız. Bu önleyici hareketle beraber su altını deneyimlemek daha kolay hale gelecektir.


Nötr yüzerliği sağlamak içinse en güzeli yine sığ suda pratik yapmaktır. Yaklaşık beş metrelik derinlik ve pürüzsüz bir yüzeyde yüzerlik pratiği çok iyi olur. Dibe inip yaklaşık bir metre yükseklikte süzülmeye çalışmak yeterli olacaktır. Zamanla dalgıcın dibe oturmasına gerek kalmaz. Artık vücudunun tepkisini ölçüp dengesini kurabildiği için dalış parkuruna girdiği derinlikte bir defada dengesini sağlar ve bir daha bununla uğraşmaz. Yüzerliğini sağlayan dalgıç diğer problemlerin üstesinden daha rahat gelecektir.


Soğuk

Eğer bu işi tropikal bir bölgede yapmıyorsanız yaz/kış fark etmez soğuk ciddi bir problemdir. Özellikle Türkiye'de 20 metreden aşağıya indiğinizde (ki güzel bir şeyler görmek için tek şansınız) yüzeye göre en az 5 derece fark vardır. Suda ısı alışverişinin açık havaya göre 25 kat kadar fazla olduğunu düşünürsek, dalgıcın 20 metre civarında gireceği soğuk su tabakası onu şoka sokabilir. Bu şok, ısınma derdine düşen dalgıcın haddinden fazla efor ve hava tüketimine sebep olur. Hatta bozulan konsantrasyonla paniğe kapılıp güvenliği bozacak şeyler yapmasına neden olabilir. Soğukla başa çıkmak için en önemlisi iyi bir elbise seçimidir. Ortalama 18 derece sıcaklığa karşı kalın (5 mm) neopren bir elbise gerekecektir. Dalış okullarında 3 mm ve 5 mm elbiseler bulunur, boyunuza uygun olan vardır. Bunun üstüne sizin alacağınız bir kaç önlem soğuğa karşı ciddi koruma sağlar.


Bunlardan ilki eldivendir. Dalış malzemeleri satan yerlerde, ya da Decathlon gibi mağazalarda rahatlıkla bulacağınız eldivenler ısı kaybının yoğun olduğu elleri korumaya alır. Diğer bir faydası dipte gezinirken tutunacağınız kayaların elinize zarar vermesini engeller. Bir diğeri dalış patikleridir. Yine yoğun ısı kaybı olan ayakların korunmasını sağlar. Bunun yanında dalış teknesinde ıslak zeminde terlikle yürümektense patikler daha rahat etmenizi de sağlar. Tek dezavantajı, ayak numaranızı büyüttüğü için daha büyük bir palet giymeniz gerekecektir. Eğer ayağınız çok büyükse, dalış okulunda uygun palet bulamayabilirsiniz. Bu işi gerçekten sevdiyseniz, patik yerine dalış ayakkabısı ve buna uygun palet almanızı tavsiye ederim. Biz bu işe gönül verenlerin ilk yaptığı şeydir bu. Hem ayağınıza uygun ve rahat ayakkabılarınızla her koşulda yürüyebilir, hem de soğuktan korunabilirsiniz. Bu ayakkabılara uygun paletler daha geniş yüzey alanıyla su altında hızınızı da arttır ve daha az eforla parkuru tamamlamanızı sağlar. Yine de başlangıç için patikler de işinizi görecektir.


Dalış okullarında bulunmasına rağmen size özel dalış başlığı ve maskesi de almanızı tavsiye ederim. Bunların size uygun olanları soğuğa karşı direncinizi arttıracaktır. Ayrıca kaliteli bir maske, buğulanma önleyici yapısı ve yüze uyumuyla dalış seyirinizi güzelleştirir.


Soğuğa karşı diğer bir koruma çıplak neoprenden yapılma süvetere benzer giysilerdir. Zıpkın dalgıçlarının kullandığı gibi cilde yapışan ve minimum su girişiyle cildin yüzey sıcaklığını koruyan bu süveterler özellikle akciğer ve böbreklerin olduğu bölgeye koruma sağlar. Sadece kış değil yaz dalışlarında da kullanımı çok iyi olacaktır. Dalış malzemeleri satan her yerde uygun fiyatlara bulabilirsiniz.


Yukarıda saydığım bu ekipman (paletleri düşersek) bir çantayı doldurmaz. Yurt içi ya da dışı her yere rahatlıkla taşıyabilir, soğuğa karşı ciddi koruma sağlayabilirsiniz.


Hava Tüketimi

Dalış okullarında kullanılan standart tüplere ortalama 200 bar basınçlı hava basılır. Dalış sonunda dalgıcın yüzeye 50 bar civarında havayla (basınç sözünü düşüyoruz) dönmesi beklenir. Bu son 50 bar güvenlik önlemidir, sebeplerini daha sonra açıklayacağım. Yaklaşık 150 barlık tüketiminin ne kadar sürede yapılacağı dalışın derinliği, su sıcaklığı ve dalgıcın kendisine bağlıdır. Ekipteki diğer üyelere göre havasını erken bitirenler dalışı yarıda kesip yüzeye çıkmak zorunda kalırlar. Bu da hoş bir durum olmaz tabi, çünkü güvenli çıkışını sağlamak için sadece kendisi değil onunla beraber buddy'sinin de dalışı erken bitirmesi gerekir. Ayrıca daha sonraki derin dalışlara katılma şansı azalır ve sığ sudaki sıkıcı parkurların ötesine geçemez. Dalgıcın hava tüketimini düşürmesi için yapması gereken ilk şey yüzerliğini kontrol altına alıp gereken eforu azaltmasıdır. Diğer bir tüketim konusu soğuk suyun vücuda temasıdır. Vücut eğer yeteri kadar korunmuyorsa, kendisini ısıtabilmek için yoğun hava tüketir. Bu problemlerin üstesinden gelmenizi sağlayacak önerilerim yukarıdaki gibidir.


Bunlara rağmen dalgıç hala çok hava tüketebilir. Farkına varmadan daha sık nefes alıp veriyordur. Bunu yapmasındaki en önemli etmen o anki psikolojik durumudur. Yeteri kadar içsel huzuru sağlayamadığı için endişeye kapılıp tüketimi arttırmış olabilir. Bunun önüne geçecek şey dalgıcın kendini dinlemeyi bırakıp etrafına ve süzülme hissine odaklanmasıdır. Söylemesi kolay yapması zor bu eylem için pratik önerilerimi paylaşayım.

Dalış için ilk dibe inişini yaptıktan sonra önce kıyafetini düzeltmelidir. Bu da yüzerliğini sağlayan BCD'nin vücuda tam oturtulması, etrafa sarkan regülatör hortumlarının toplanması, maskede buğu varsa öğretildiği gibi giderilmesi olur. Sonra nefes kontrolüne başlayıp yüzerliğini sağlar ve hafif hareketlerle su içinde süzülürken vücuduna temas eden suyu ısıtır. Bu adımlar tamamlanınca onu rahatsız edecek fiziki bir şey kalmaz, haliyle kendisini telkin edip iç huzurunu rahatlıkla bulabilir. Bu kısa telkin sonrası etrafına odaklanmaya başlamalıdır ki, içinden sesler tekrar yükselmesin. Kısa sürede kendini toparlayıp dalışın keyfine başlayacaktır.


Bunların tekrar tekrar uygulanmasıyla, dalgıcımız geçmişe göre neredeyse yarısı kadar hava tüketimiyle parkuru bitirebildiğini görecektir.


Güvenlik

Dalış eğitimlerinin en önemli maddesi güvenliktir. Neredeyse bütün pratik eğitimler bunun üstüne kurulur. Basit sığ su (15 metreye kadar, akıntısız, uzun görüşlü ve sıcak su) dalışlarında bu güvenlik önlemleri yeterlidir. Fakat dalgıç derin ve zorlu sulara girmek isterse büyük bir problem onu beklemektedir; vurgun riski. Her ne kadar dalış lideri, vurgun limitlerini geçmeyecek bir dalış organize etse de bunu destekleyecek bir dalış bilgisayarına sahip olmanızda fayda vardır. Dalış bilgisayarı, dalgıcın seyrini birebir takip ettiği için ona bulunduğu derinlikte ne kadar vakit geçirebileceğini ve limiti aşarsa kaç metrede ne kadar bekleme yapması gerektiğini bildirir. Bu bilgi çok ama çok önemlidir. Düzenli olarak bu bilgileri kontrol eden bir dalgıcın endişe duymasına gerek kalmaz. Ayrıca kalan süreyi, tüpündeki hava miktarıyla karşılaştırıp desteğe ihtiyaç duymadan dalışını ne zaman bitirmesi gerektiğini de bilecektir. (Yukarıda belirttiğim 50 barlık yedek hava da buna destek olmak içindir) Yoksa beklenmedik problemleri olacaktır. Vurgun riskini kaldırmak için yapacağı ek beklemeler için (genellikle 5 metre olmak üzere ama bilgisayarın hesabıyla tam olarak belirlenecek bir derinlik ve sürede) genellikle tüpteki hava yetmez. Teknede ek tüp hazırlanmalı ve aşağı sarkıtılmalıdır. Tekne dalış noktasından uzakta olabilir, ayrıca dalış bölgesinde akıntı olabilir; bunlar beklemeyi zorlaştıracaktır. Bu tip problemlerle uğraşmaktansa dalgıcın hem lideri hem kolundaki bilgisayarın uyarılarına uyacak şekilde hareket etmesi çok iyi olacaktır.

Dalış dünyasında ilerlemek isteyenlerin kendisine ait ekipmanları olması çok iyi olur. Bildiği ve güvendiği malzemeyle derinlere iner ve beklenmedik problemlerle uğraşmak zorunda kalmaz. Ama bunlar pahalıdır ve her yere taşımak kolay değildir. Özellikle yurt dışına çıkışlarda problem olacaktır. Ustalık yolunda dalgıcın önce dalış bilgisayarı almasını öneririm. Zamanla seti toplayacak para bulunur. Hafta bir gün kahveyi kesersin, birikir para…


Dalgıcımızın küçük bir çantayı ve kabaca 500 USD'yi geçmeyecek harcaması onun sualtı dünyasında konfor ve güvenliğini arttırmasını sağlıyor. Kendisi yeteri kadar da eğitim aldığı için artık tek işi bu harika dünyayı deneyimlemek. Öyle mi? Hayır değil... Çünkü son bir risk seti daha var önünde; kibir ve ahmaklık. Bir sonraki yazıda "sözde" ustalık üzerine söyleyeceklerim ve itiraflarım var.


Sevgiler


bottom of page