top of page

Alman Savaş Makinesi -7 (Nasıl Kazanırdı)

Bir önceki yazımda, Almanların savaşı kaybetme sebeplerini özetlemeye çalışmıştım. Savaşı nasıl kaybettikleri kadar üzerinde tartışılan bir diğer konu ise, nasıl kazanacaklarıydı. Bu konuda ben tek bir çözüm görüyorum; Nükleer Bomba. Eğer, Wehrmacht'ın elinde nükleer bomba olsaydı, Hitler bunu acımasızca kullanır ve bütün cepheleri çökertip savaşı kazanırdı.

Peki neden üretemediler? Şimdi bunun üstünde duracağız.

Nükleer reaksiyonla ilgili kayda değer ilk teorik çalışma ünlü fizikçi Enrico Fermi'den 1934 yılında geldi. 1939 yılında ilk başarılı deneyi Almanya'da Otto Hahn yaptı. Aynı yıl, Avusturyalı fizikçi Otto Frisch sürece Nükleer Fizyon adını verdi. Uranyum parçalanması sonucu açığa çıkan muazzam enerji, artık teoriden pratiğe geçmişti. Tabi bütün büyük devletler aynı soruyu sordular; Bundan bir silah yapılabilir mi...

Almanya'da Werner Heisenberg'in dahil olduğu komite, Silahlanma Bakanı Albert Speer'e sundukları raporda, böyle bir silahın mümkün olduğunu ama üretiminin uzun yıllar alacağını açıklamıştı. Speer'de bu konuyu Hitler'e taşıdı, ama öncelik olarak alınmamasını tavsiye etti. Hitler de konu hakkında fikri olmadığı için, yakın dostu Speer'in tavsiyesini kabul edip minimal eforla sürecin devam ettirilmesini istedi. İşte bu ilk büyük hata oldu. Silahın önemini anlayamadılar.

Almanya, teorik fizik konusunda yetkin bilim insanlarının çoğunu Nazi iktidarıyla beraber kaybetmişti. Sadece 1933 yılında Nobel ödüllü 15 fizik ve kimyacı ülkeyi terk etti. Heisenberg gibi daha muhafazakar bilim insanları ülkede kalmış, fakat onların da çalışma koşulları çok gergindi. (*) Ayrıca dikta rejimiyle beraber, liyakat da rafa kaldırıldığı için çalışma komisyonlarında yetersiz insanlar yer alıyordu. Bir diğer önemli hata ise bu çalışmaların farklı komitelerde ayrı ayrı ele alınması oldu. 9 farklı yerde çalışan ekipler, birbirlerinden bağımsız ajandalarla programı geliştirmeye çalışıyordu.

Nükleer silahın üretilmesi için gereken iki önemli şey vardı, zenginleştirilmiş Uranyum (yani U-235) ve moderatör. (Grafit ya da Ağır Su) U-235'in nükleer reaksiyonunu grafit veya ağır su kontrol altında tutuyordu. (**) Grafitin yeteri kadar verimli çalışmadığına karar verip, ağır su kullanımını öngördüler. Bu diğer bir önemli hataydı. Aslında, yeteri kadar saflaştırılmış grafit kullanımı sorunu çözerdi ve çok daha da ucuza gelirdi. Fakat, bunu düşünmeyip ellerindeki tek önemli ağır su kaynağı olan Norveç'teki Vemork Hidroelektrik Santraline yöneldiler. Hem Norveç partizanları, hem de müttefikler bu santrale defalarca saldırı düzenleyip Almanların ihtiyaç duydukları miktarı sağlamasını engellediler.

1942 yılı sonbaharında Albert Speer, programda çalışan bilim insanlarıyla bir görüşme yaptı. Bu toplantıdan çıkan sonuç, Almanya'nın bütün kaynakları kullanılsa bile 1947'den önce bir silah üretimi söz konusu olmayacaktı. Speer, programı sonlandırdı ve eldeki kaynakları konvansiyonel silah üretimine transfer etti. Bu noktadan sonra çalışmalar teorik düzeyde kaldı.

Almanların nükleer silaha ulaşması için gereken iki şey vardı; Bu işte çalışacak oldukça yetkin ama tek bir ekip ve devletin limitsiz desteği. Manhattan projesi bu şekilde başladı ve sonuçlandı. Fakat, Naziler bunu göremediler. Max Planck, 30'lu yıllarda Hitler'le görüşüp, Yahudi bilim insanlarının bir şekilde ülkede kalması gerektiğini, aksi takdirde bilimsel kaybın çok büyük olacağını anlatmış, ama ağzının payını alıp dönmüştü. Yukarıda açıkladığım gibi, boşalan koltuklar doldurulamamış, çalışmalar yetersiz kalmıştı. Albert Speer'in bahsettiği finansal sorunlar vardı. Ama, yazı dizisinin başarısız projeler kısmında gördüğümüz gibi, V-2 roketleri için harcanan para, Manhattan projesinin üstündeydi. Haliyle, eldeki kaynak doğru yönlendirilseydi, o dönem için gereken nihai silah üzerine çalışmalar mümkün olabilirdi.

Belki tek bir adam bu durumu tersine çevirebilirdi. 1942 yılındaki görüşmede Speer'i ikna edip, bu silahın yapılması için gereken finansman ve ekip desteğini bulabilirdi. Bu kişi Werner Heisenberg'di. Savaş sonrası, Heisenberg ve Hahn'ın yer aldığı nükleer silah çalışma ekipleri İngiltere'de bir yıllığına alıkonuldu. Kaldıkları odalara konulan mikrofonlarla konuşmaları dinlenip, Almanların nükleer silaha ne kadar yaklaştığı anlaşılmak istenmişti. (Sovyetlerin eline geçme ihtimaline karşı) Özellikle Ağustos 1945'de, Japonya'ya atılan bombalar sonrası konuşmalar kritikti. Gizli servisin paylaşımına göre hiçbirisi bunun nasıl yapılacağını bilmiyordu. Fakat 90'lı yıllarda dinleme kayıtları yayınlandıktan sonra, bazı tarihçiler olayın farklı olduğunu iddia ettiler. Bombanın atıldığı gece Heisenberg, Hahn'a bombanın nasıl yapılacağını doğru bir şekilde anlatmıştı. (***) Peki, bu doğru muydu? Heisenberg, gerçekten bombanın nasıl yapılacağını biliyor muydu? Açıkçası emin değiliz. Duygusal anlamda böyle olmasını yani Heisenberg’in bilip de uygulamamış olmasını tercih ediyoruz. Çünkü, savaşta kullanılan bilimsel güç, toplumu çok korkuttu. Almanya'nın ve Avrupa'nın tekrar inşası için Heisenberg gibi temiz (yani savaş makinesine çalışmamış) bilim insanlarını kahraman statüsüne çıkarmak, her şeye rağmen başka bir yolun olabileceğini gösteriyordu.

Peki, gerçekten bombayı yapsalardı ne olurdu? Tahminen Almanlar diğer projeleri iptal edip bütün gücünü bu silaha yatırırdı. Savaşın kaybının da getirdiği stresle iyice odaklanıp belki 1945 kışında ilk bombalar hazırlanırdı. Muhtemelen bu bombaların ilki, o sırada Sovyetlerin eline geçmiş ve ordularının önemli bir kısmını konuşlandırdıkları Varşova'ya atılırdı. Şoka giren Sovyetlere bomba yağmaya devam eder ve bütün büyük şehirleri imha edilirdi. Bombayı taşıyan uçakları korumak için jet teknolojisi (başarısız projelerde değindiğimiz) avcı uçaklarına kaydırılırdı. Devamı malum, İngiltere'nin imhası ve Amerika'ya gözdağı verilmesi. Böylesine güçlü bir silah, böylesine öfke dolu ve hırçın bir rejimin eline geçseydi, II Dünya Savaşı'nın kayıpları kat kat fazla olur ve belki de şu anda yaşadığımız siyasi yapı bambaşka bir şekil alırdı. O zaman Dünya, gerçek bir cehenneme dönerdi.

Yazı dizisinin bu noktasında, daha da derinlere inip çok önemli bir soruya odaklanmak istiyorum; Peki Alman Savaş Makinesi neden var oldu? Bu savaş neden başladı?

Bir sonraki yazıda, Nazizm dönemindeki ekonomiye odaklanacağız.

Sevgiler

(*) => O dönemde SS Lideri Heinrich Himmler, direk Werner Heisenberg'i suçlayan konuşmalar yapıyordu. Kendisini, bir Yahudinin elinden çıkan Genel Görelilik konusunda dersler vermekle suçluyor, cezalandırılması gerektiğini savunuyordu. Heisenberg'in annesi, Himmler'in annesiyle yakın arkadaştı. Onun araya girmesiyle durum yumuşatıldı. Himmler, Heisenberg'in politikaya karışmadan (!?) işini yapmaya devam etmesini istedi. Muhtemelen Heisenberg'in kopuşu bu olayla başladı.

(**) => Nükleer reaksiyon ve grafit konusunun bol bol geçtiği Netflix'in Çernobil mini serisini izlemenizi tavsiye ederim.

(***) =>Heisenberg'in Hahn'a bombanın nasıl yapılacağını anlattığını iddia eden bir makaleyi şu link'te okuyabilirsiniz. Ayrıca, National Geo'nun Deha:Einstein adlı dizisinin 9. bölümünde bu sahneyi görebilirsiniz.



bottom of page