top of page

Endüstri Mühendisliği Yazıları-1 (Çağlar Güven'le bir mühendis adayının imtihanı)

23 Nisan 2020'de ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunlarının katıldığı Deal Room Events platformunda yapılan büyük buluşmamızda Çağlar Hoca'nın sunumuna (dersine) girdim. Aradan 20 sene geçmesine rağmen, saygı ve sevgimle karşısında çıt çıkarmadan oturdum. Yine her zamanki gibi konuyu ele alışı zengin ve derindi. Özellikle bir şey vardı ki, bendeki imajını tazeledi; Sakınmadan, çekinmeden düşüncelerini dile getirme tarzı.


Bu tarz, bana okuduğum bir bilgeyi hatırlattı; İbn Rüşd ve onun Gazali’ye cevapları.

Farabi ve İbn Sina'nın felsefe akımına şiddetle karşı çıkan Gazali, "Filozofların Tutarsızlığı" diye bir kitap yazar. Filozofların Tanrının varlığı, özellikleri, evrenin kurulumu üzerine düşüncelerini eleştiren bir kitaptır bu. (Kitap hakkındaki yorumlarımı başka bir yazı dizisine saklıyorum) İbn Rüşd, bu kitabı okuduktan sonra cevap niteliğinde bir kitap yazar; "Tutarsızlığın Tutarsızlığı". Bu kitapta Gazali'nin önermelerini yargılar, eleştirir, bazı yerlerde İbn Sina'ya döner, ama çoğunlukla bir hakim gibi aralarında durup, doğru-yanlış ayrımı yapar. Bunu yaparken özellikle Gazali'ye fena yüklenir. Kitabında Gazali'nin önermelerini kısımlara ayırır. Önce bir önermesini aktarır, sonra buna bir cevap verir. Çoğu yerde cevapları sert ve nettir ama arkası doludur.


İşte bir kaç örnek;


Gazali der ki: ....

Ben derim ki: Gazali'nin bu görüşü safsatadır. Çünkü, ...


Gazali der ki: ...

Ben derim ki: Gazali, burada işi sulandırmıştır. Çünkü...


Bundan sonrasında, sadece İbn Rüşd'den örnekler vereceğim. Gazali saçmaladıkça cevap verir;

  • Bu görüş bunu yanıtlamak için zaman harcamaya değmeyecek kadar saçmadır.

  • Bu sözler yanlış üzerine yanlış yaparak saçmalayanların sözü olabilir ama Gazali bu düzeye inecek bir kişilik değildir. Ola ki, çağdaşları onu, filozoflar ile aynı görüşte olmadığını kanıtlamak üzere bu kitabı yazmaya zorlamıştır.

  • Bu düşünce sahibi, ancak ateşli hastalıkta sayıklayan birisi olabilir.

  • Böyle bir şeyi deliler bir araya gelseler bile söyleyemezler...

Daha çok örnek verebiliriz ama bir yerde durup bunun Çağlar Hoca'yla ilgisini açıklamam gerek;


Sene 2001, 4. sınıf öğrencisiyim. Bitirme tezimizde danışman hocalarımızdan birisi de Çağlar Hoca. Projenin son versiyonunu yazıp teslim etmişiz. Tam ağır final dönemi, sürekli bölümdeyiz. Ben bir çıkıp üst kata bakayım, hoca okumuş mu bizim tezi dedim. Bilgisayar lab'ına çıkan holde karşılaştım kendisiyle. Yaz vakti, yapmış günlük koşusunu dönüyordu. Sordum "Hocam, baktınız mı?" diye, "Evet, gel Utkan konuşalım" dedi. Süklüm püklüm takıldım peşine, gittik odasına. Geçti masasına, aldı bizim "so called" tezi, sayfaları çevirmeye başladı.


"Utkan, ilk sayfaları dikkatlice okudum. Birkaç gramer hatası düzelttim. Sonra, süreçle ilgili mantık hataları gördüm."

Bu arada sayfaları çeviriyor, öne arkaya...

"Sonra, baktım olmuyor, sonuna doğru gittim. O da olmadı..."

Burada kaldırdı bizim tezi, attı önümdeki sehpaya.

Dedi ki; "Ben böyle saçma sapan bir şey okumadım..."

...


Ben tabi kıpkırmızı olmuşum bir teze bir hocama bakıyorum. Sonra başladı açıklamaya. Haklı adam, birçok hatamız var, neresinden tutsa elinde kalmış. Herhalde ben sürekli negatif eleştiriyle renkten renge giriyorum, "Su içer misin?" dedi, "Nasıl içmem hocam?" dedim. :P

Başladı gülmeye, ben de gülümsüyorum. Ortam yumuşar dedim ama acımıyor, orası da yanlış, burası da böyle diye anlatıyor. Uzun bir fırça seansı sonrası ben elimde paçavralar, hala bakıyorum yüzüne. Başkası olsa, çoktan çıkıp gitmiştim odadan, ama saygımız var. Neyse, “Alın bunları toparlayın hadi.” dedi. Sonra, "Biraz da mühendislik nedir, onu konuşalım" diyerek hiç unutmadığım tezini açıkladı bana.


Çağlar Hoca'ya göre, diğer mühendisliklerin hepsi analitik bir bakış açısına sahipken, Endüstri Mühendisliğinin kökeni sentetikti. Bizim görevimiz gerçek hayattaki bir şeyi (çoğunlukla matematiksel) sentetik bir ortama döküp üstünde çalışmaktı. Örneğin, bir üretim hattında iyileştirme yapmak istiyorsak bununla ilgili yapacaklarımızı fiili hayatta sürekli test etmek mümkün olmadığı ya da benzerini laboratuvarda kuramayacağımız için sentetik bir versiyonu yapılmalıydı. Bu simulasyona açık ortamda, istediğimiz kadar adam ya da makine ekleyip çıkartarak test yapabilir, özellikle matematiksel bütünlük ve doğruluğa ulaşabildiysek (istatiksel olarak güvenirliği yüksek bir versiyon da olabilir) sonuçları fiili hayata taşıyacak öneriyi yapabilirdik. Sentetik modeli yönetime usulünce anlatıp, hayata geçmesini sağlayabilirdik. Bunu ne makine, ne de diğer mühendislik disiplinleri yapabilirdi; bizim ayırt edici yönümüz buydu.


Ben her ne kadar bitirme tezindeki çöküşümüzün getirdiği kaygıyla ezilsem de, dikkatle bu söylediklerini dinledim. Hala o anı kafamda canlandırıp, hayatım boyunca bana esas olacak bir bakışa nasıl ikna olduğumu izliyorum. O genç mühendis adayı, ömrü boyunca başkasından benzerini duymadığı bu güzel fikirle yapmak istediklerinin peşine düştü. Hatta, bölümden çıkıp askerliğe giderken yanımda O/R ve Simulasyon kitapları, uygulama programlarını götürüp, böyle bir şeyi yapabilir miyim diye çalışmaya başlamıştım. Askerdeyken üzerinde çalıştığım (inanmazsınız simulatif optimizasyon) modeli bir başka yazıya bırakıp olayı sulandırmadan asıl konuya dönmek istiyorum.


Bizim Çağlar Hocalar'a daha çok ihtiyacımız var.

IQ değil EQ esastır, olay algıdır vs -kusura bakmayın- safsatalara hiç prim vermeden dobra dobra bildiğini yüzümüze söyleyen ama bunu yaparken bütün entelektüel birikimi ve derinliği ortada insanlara ihtiyacımız var.

Kibir kulesinde oturmayıp bilgisini, tezini, benim gibi saftrik bir mühendis adayıyla paylaşabilecek ama bunu yaparken içtenliğini (sesinin tonunda yakaladığım) koruyacak insanlara ihtiyacımız var.

O anki elindeki ezici gücü (o hoca, ben öğrenci) yüzüme vurmadan, sadece hakikat için bir şeyler söyleyen, beni tekrar dizayn etmeye çalışmayan, iktidar kulesine çıkmamış bilginlere ihtiyacımız var.


Çağlar Hocama selam olsun. Umarım affına sığınabilirim, bu biçare anlatımımda...


Sevgiler


Σχόλια


bottom of page